Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» izmir yavru dogo arjantin satılık...
Ptsi Şub. 08, 2016 2:37 pm tarafından sartura

» YAVRU DOGO
Ptsi Mart 25, 2013 1:28 am tarafından poseidon7407

» YAVRU DOGO ARIYORUM UYGUN FIYATTA
Paz Mayıs 01, 2011 11:21 pm tarafından TAMERHAN

» 04 Eylül 2010 doğumlu yavrular
Cuma Kas. 12, 2010 1:55 pm tarafından Angelo Bianco

» satılık dogo 700tl
Paz Ekim 31, 2010 6:12 pm tarafından stormaris

» 8 ekimde dogacak yavrular ön satış Anne white, baba hero( dada'nın oğlu)
Paz Eyl. 05, 2010 1:57 am tarafından erolorkunturan

» SELAM
Çarş. Ağus. 04, 2010 1:02 am tarafından Admin

» dogoargentino yavruları
Ptsi Tem. 05, 2010 9:23 am tarafından petbuyvet

» hamile anne satılık
Paz Mayıs 23, 2010 8:49 pm tarafından moon_eren

Galeri


Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama

DIŞ PARAZİT

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

DIŞ PARAZİT

Mesaj  Admin Bir Cuma Kas. 27, 2009 11:18 am

KENELER VE PİRELER

  1. KENELER VE PİRELER
    Enfeksiyon hastalığının taşıyıcısı olarak keneler her köpek için ciidi tehlike oluştururlar.Özellikle köpeklerin en çok dolaşmayı sevdikleri açık alanlarda gözlenir.Nisan'dan Ekime' kadar çalılıklarda,otlar üzerinde serbestçe yaşar,kan emebilecekleri bir noktada kanca benzeri ısırma organelleri ile deriyi delerek gömülürler.Dişi kene,salyasınddaki özel bir yapışkan madde sayesinde kan emdiği noktaya kendini güçlü bir biçimde kilitler.Bu sayede ortalama bir hafta süren kan emme öğünü boyunca konakçının kendisini uzaklaştırmasına meydan vermez.

    Kenelerin Yol Açtığı Zararlar:
    Tek bir kene ısırığı dahi köpeklere hatta insanlara viral ve bakteriyel hastalıkları bulaştırabilir.

    1) Lokal İrritasyon: Konakçının derisine gömülen ağız organeli yangısal reaksiyonlara yol açar.Burada daha sonra baktariyel enfeksiyonlar da gelişebilir.Kene gömülü olduğu yerden tam olarak çıkartılamaz ve deri içinde bir kısım ağız organelleri kalırsa bu durumda daha ciddi ve yaygın bir yangı meydana gelir.

    2)Kenelerden Kaynaklanan Hastalıklar :

    a)Borreliosis (Lyme hastalığı): Keneler tarafından bulaştıraılan bu hastalığın etkeni Borrelia adlı bir mikroorganizmadır.Hastalık 1975'de önce insanlarda ve 1980'lerin ortalarında evcil hayvanlarda teşhis edilmiştir.Almanya'da kenelerin 10% oranında Borrelia ile enfeste olduğu,bu oranın bazı bölgelerde 20% 'ye kadar çıktığı bildirilmiştir. Hastalık etkeni bakteriler kenenin barsakları ve salya bezlerine yerleşir ve kan emme sırasında konakçıya bulaşır.Lyme hastalığının klinik septomları çeşitlilik gösterir.İnsanlarda ısırık noktasında 1-3 hafta sonra gelişen derideki kızarıklığa ateş ve lenf yumurtalarının şişmesi ile seyreden grip benzeri semptonlar eşlik eder.Birkaç hafta veya ay sonra vücudun etkilenen yerlerinde ağrılı nevritis ve felçler meydana gelebilir.Köpekte belirgin semptomlar başlangıçta çevreye kayıtsızlık ve 40-41C ateş,daha sonra ise topallık,kas eklem ağrısı ver diğer sinirsel bozukluklardır.

    b)Babesiosis : Bir kan paraziti olan Babesia,Türkiye'de ve tüm dünyada subtropikal ve tropikal bölgelerde yagındır.Akdeniz ülkelerindeki yoğun turist trafiği sayesinde hastalık orta ve Kuzey Avrupa ülkelrine de giderek yayılmaktadır.enfekte keneler sağlıklı konakçıdan kan emdeikleri sırada paraziti de naklederler.Parazir enfekte konakçının alyuvarları içinde ikiye bölünerek çoğalır ve alyuvarları parçalar.Babesis fonksiyonunun bulaşmasından 1-3 hafta sonra konakçıda ateş,giderek artan durgunluk,anemi,mukoza ve göz kapaklarında sarılık,dalak şismesi ve kan işeme maydana gelir.Hastalığın şiddeti konakçının bağışıklık durumu ile yakından ilgilidir.Tavsiye edilen en iyi mücadele yöntemi,vektör kenelerin yok edilmesini amaçlayan,uzun etkili kene ilaçlarının kullanılmasıdır.

    3)Kene Felci : Bazı kene türlerinin dişileri,kan emme sırasında belli dönemlerde bir nörotoksin üreterek sinirsel impuls geçişini bozar.Hastalık bulaşan köpeklerin arka bacaklarında ilerleyen bir felç ve nadir vakalarda solunum felcine bağlı ölüm meydana gelir.Kenelerin kısa sürede uzaklaştırılmaları ile semptomlar 24 saat içinde kaybolur.

    Pire enfetasyonu-büyüyen bir problem:

    Köpek sahipleri sık sık pire probleminden yakınır ve ilaç kaullanmalarına rağmen başedemediklerini ifadde ederler.Bu parazitlerin yoğun enfetasyonu birkaç sebebe bağlıdır.

    Pet hayvanları sayısı sürekli olarak artmaktadır.
    Parazitler zamanında teşhis edilemezler,bu da sıcak mevsimlerde süratki bir çoğalmaya yol açar.
    Kaşınma ve ısırma gibi ilk enfestasyon belirtilerinin sebebi araştırılmaz.
    Sadece hayvanın üzerindeki pirelere karşı ilaç uygulanır.Parazitin çeşitli gelişme dönemlerini yaşadığı çevre ilaçlaması ihmal edilir.
    Bu çerçevede pet hayvanlarının ve çevrelerinin yoğun bir parazitasyon meydana gelmesi beklenmeden koruyucu olarak ilaçlanmaları gereklidir.Aksi takdirde mücadele masraflı ve zaman alıcıdır.

    Pirelerin verdikleri zararlar:

    1)Kan Kaybı:Küçük köpek ırklarında veya yavru hayvanlarda yoğun pire enfeksiyonu şiddetli kan kaybına,anemiye hatta ölüme yol açar.

    2) Barsak Parazitlerinin Taşınması:Pireler d.canimum adlı şeritin ara konakçısıdır.Bu şekilde enfekte köpekler dışkıyla çevreye kabak tohumu şeklindeki halkaları yayaylar.Halkalar içerisindeki yumurtalar pire larvaları tarafından yutularak burada larva formu gelişir.Şerit larvasını taşıyan ergin pire çiğneyerek yutulursa,larvalar gelişmelerini tamamlayarak konakçının bağırsağında şerit haline dönüşür.

    Bu bakımdan pire teşhis edilen köpeklere,bu şeritlere karşı koruyucu amaçla etkili bir şerit ilacı uygulamak gereklidir.

    3)Pire Enfetasyonuna Bağlı Deri Hastalıkları:Pireler ısırdıkları noktada lokal tahrişe,deri hastalıklarına(pire ısırığı detarmasisi) ve sitemik karakterde alrjik reaksiyonlara (pire alejisi detarmatisisi) yol açarlar.Isırık detarmasisleri özellikle karında,bacak içlerinde ve kuyruk altında,ısırma ve kaşınmadan kaynaklanan kızarıklık,kabarcık oluşumu ile seyreder.

    Evcil hayvanlarınızda kene ve pirelerdden kaynaklanabilecek problemleri önlemenin en etkin yolu,veteriner hekimizin tavsiye edeceği güçlü ve uzun etkili antiparaziter ürünleri kullanmaktan geçer.

    Rahatsız edilmediği sürece bu minnacık korkunç pire,dörtayaklı dostlarımız üzerinde 100 günden daha uzun süre yaşayıp üreyebilir.Bir uzay gemisinden 50 kat daha hızlı bir şekilde hız kazanabilir ve bazıları kendi boylarının 150 katı yükseğe zıplayabilir.Bu bir insanın 3.500 metre yükseğe zıplamasına benzer.Veteriner hekimlerin pireye böyle savaş açmalarına şaşmamak gerekir.

    Pireler sıcak havalarda ortaya çıkar ama ev içinde yaşayan hayvanlarda ve kapalı mekanlarda tüm yıl boyunca görünebilirler.Pireler kan ile beslenen asalak böceklerdir.Onların üzerinde veya evinizde küçük,karabiber tanelerine benzeyen lekeler görebilirisiniz,minnacık kara lekeler.Bu kara lekelerin pire olup olmadığını anlamanın en kolay yolu,onları ıslak beyaz bir kağıdın üzerine koymaktır.Kızıl ya da kahverengiye dönüşürler ise,başınız pireler ile dertte demektir.Lekeler kanla dolmuş pire dışkıları veya larvalardır.

    Ama asla pireleri önemsiz bir baş belası olarak görme yanılgısına düşmeyin.Peki pireleri nasıl kontrol altına alabilirsiniz.?Hem dostunuzu hem de yaşadığı yeri ortamı temizlemek gerekir.

    ŞAŞIRTICI BİLGİLER:
    Dört adet dişi pire,1000 gün süre ile günde kez beslendiğinde 1600 kez ısırır.
    Pirelerin yaşadığı bir evede büyük olasılıkla %95 oranında yumurta ve sadece %5 oranında yetişkin pire bulunur.
    Pire,tropik iklim böceğidir ve dondurucu soğuklarda uzun süre dayanamaz.
    Kış aylarında pireler genellikle tedavi edilmeyen köpekler üzerinde yetişkin halde yaşarlar.
    Larva halindeki pireler etrafa sürünür ve halılara veya ev hayvanlarının üzerinde yaşayan yetişkin pirelerin dışkılarındaki kurumuş kan ile beslenir.
    Dişi pireler;ilk kanlı öğünlerini yedikten 39 ila 48 saat içinde yumurta bırakmaya başlarlar.
    Bazı pire türleri,aylarca yemek yemeden hayatta kalabilirler.
    En başarılı pire kontrolü için her bir durumu özelliğine göre tedavi etmek gerekir.Bazı köpekler,pek çok başka köpek ile aynı evi paylaşır,bazı evlerde kedi ve köpekler bir aradadır,kimi köpek ev içinde kimisi ise dışarıda yaşar.Bu kadar çok farklı ortam olasılığında pire kontrol yöntemlerinin bireysel olarak ele alınması gerekir.

    İşe etrafı iyice temizleyerek başlayın.Evi tepeden tırnağa elektrik süpürgesi ile temizleyin.,mobilyalar dahil olmak üzere ve elektrik süpürge torbasını dışarıya atın.Evdeki tüm yatakjları süpürün ve silin.Tabii onun yatanığınıda.Ddostunuzu hergün fırçalayın ve bir pire tarağı kullanın.Piyasadaki pire ilaçlarında birini seçin,pire tasmaları,şampuanlar,ev içi ve bahçe için spreyler-ve üretici tavsiyelerine de kesinle uyun.Ancak birkaç ürünü bir arada kullanırken toksik reaksiyonların oluşmayacağından emin olun.

    Avrupa ve Amerika'da pek çok şirket,ev hayvanlarının üzerine konaklayan pire ve kenelerle başedebilmek için pek çok kişi değişik yöntemler üzerinde çalışmakta.İşleri zor çünkü,ister inanın ister inanmayın dünya da 2000'in üzerinde değişik pire türü bulunmakta.

    PİRELERİ YOK EDİN
    Pire mevsimi başlamadan bir ay önce.pire savaş gününüzü tespit edin ve takviminize yazın.
    Sık sık evinizi elektrik süpürgesi ile temizleyin.Zeminde hiçbir santimetrakareyi atlamayın,duvardan duvara halı,parke veya ne olursa olsun,koltukların,masaların,yatakların altını her yeri temizleyin,köpeğinizin gitmediği bölgeler olmasa bile.
    Elektrikli süpürge torbalarını dışarıdaki,kısa süre sonra boşaltıcak bir çöp kutusuna atın.Torba henüz tam dolmadığından onu atmazsanız ya da torbayı evin içindeki bir çöp kutusuna atarsanız,büyük olasılıkla pireler kaçacak veya savaşınızda tek bir muharebeyi kazanmış olacaksınız.
    Bahçenizde bir pire spreyi kullanın.
    Bir pirenin en iyi temizlenmiş eve bile dönebileceğini unutmayın.Onun için her yeri pire spreyleri ile iyice yıkayın.
    Daha serin aylarda da pire savaşına devam edebilirisiniz.Pire mevsimi bittikten bir ay sonra yeniden evinizi temizleyin.Pireler tropik iklim böcekleri oldukları ve soğuk havalara dayanamadıkları halde,sıcak evlerde mutlu bir şekilde üremeye devam edebilirler.
    Yiyecekleri kapalı kutular veya buzdolabında saklayın.Köpeğiniz yemeğini yedikten sonra kabını yıkayıp kaldırın.Yemek kırıntılarını toplayın ve etraftaki su birikintilerini giderin.

    BAĞIŞIKLIK SISTEMI

Bağışıklık sisteminin görevi vücuda giren veya verilen yabancı maddeler,anormalleşmiş hücreler,bakteri,mantar ve virüslerden vücudu korumaktır.Bu kompleks görev spesifik (T ve B hücreleri) ve nonspesifik elemanlar (bunlar özel T ve B hücrelerine yardımcı olarak fonksiyon görür) tarafından başarılır.Bağışıklık genel olarak doğal ve kazanılmış bağışıklık olmak üzere iki ye ayrılır.

1.Doğal Bağışıklık :

Genetik olarak kontrol edilebilen ve kalıtımla nesillere aktarılabilen bir tür direnci temsil eder.Doğal bağışıklığın oluşumunda genetik (tür ve ırk direnci,bireysel duyarlılık) ve fizyolojik faktörler (vücut ısısı,yaş durumu ve hormonlar) vucudun premier (tüyler,der,.vücut zarları ve salgışarın oluşturduğu dış savunma sistemi) ve skonder (dış savunma mekanizmalarını aşabilen hastalık etkenlerine karşı koyan humaral sıvılar ve hücresel savunma sistemi) savunma mekanizmaları ve yangısal reaksiyonlar etkin rol oynarlar.

2.Kazanılmış Bağışıklık :

Canlıların doğumdan sonra çeşitli hastalık etkenleriyle karşı karşıya geldikten ve aşılarla karşılaştıktan sonra,bu etkenlere karşı kazandığı bağışıklık anlamındadır.Kazanılmış bağışıklık aktif ve pasif bağışıklık olmak üzere ikiye ayrılır.

Aktif bağışıklık: Farklı virülenslere(hastalık yapma yeteneği) sahip etkenlerle doğal olarak karşılaşma sonucu olduğundan doğal aktif bağışıklık,aşılarla aşılanmak suretiyle kazanıldığı zaman ise yapay aktif bağışıklık olarak adlandırılır.

Pasif Bağışıklık : Bir bireyden alınan bağışıklık maddeleri (antikor,süt,serum vs) ile sağlanan bağışıklık sistemidir.Bu da doğal ve yapay olmak üzere iki kısımda incelenir.Doğal pasif bağışıklıkta antikorlar doğrudan anneden yavruya plasenta ve anne sütü ile geçerken,yapay pasif bağışıklık;İnaktif kazanılmış bağışıklığı bulunan bir bireyden elde edilen kan,kan serumu yada kemik iliği gibi dokuların aktarılmasıyla sağlanabillir.Pratikte bir enfeksiyon durumunda uygulanan hiperimmun serumlar (kuduz antiserumu,viral hepatit serumlar gibi) ve antitoksit serumlar (tetanoz,yılan ve akrep serumları gibi) bu tip bağışıklığa en uygun örneklerdendir.

Bağışıklık sistemini bu kısa tanımlamalarla tümüyle anlamak mümkün değildir.Ancak bağışıklık sisteminin temel özelliklerini kapsayan bu bilgiler aşıların neden önemli olduğunun anlaşılmasında faydalı olacaktır.

Bağışıklık sisteminin dört ana özelliği bulunur.

1) Spesifite : Bu yetenek sayesinde bağışıklık sistemi çarpraz olmayan reaksiyon (noncross reacting) antijenlerini ayırt edebilir.

2) Bellek : Bağışıklık sistemi önceden karşılaştığı antijenleri tanır ve hatırlar.Bu şekilde verilen bir antijene karşı kazandığı deneyim,daha güçlü ve genişletilmiş cevapların oluşmasını sağlar.

3) Uyarılma : Bağışıklık sisteminin spesifik ve nonspesifik elemanları bu yetenekleri sayesinde yabancı maddelere karşı harekete geçebilir.

4) Tekrarlayabilme : Enjeksiyonun tekrarlanması halinde,bağışıklık sisteminin elemanları kazandıkları deneyim ile immum cevapları(hastalık etkenlerine karşı vücudun bağışıklık sisteminin tepkisi) büyük ölçüde artmasını veya genişletilmesini sağlar.

Bağşıklık sisteminde herbiri özel görevlere sahip dört temel hücre tipi vardır.

Fogositler : Mikroorganizmaları diğer hücreleri ve yabancı partikülleri içlerine alarak ortadan kaldıran bu hücreler,kemik iliğinde üretilirler.Fagositlerin en önemli tipi makrofajlardır.Makrofajlar,bakteriler,virüsler,mantarlar veya yabancı proteinlerin varlığında harekete geçerler.
T Hücreleri / T Lenfositler : Kemik iliğinde üretilen bayaz kan hücreleridir.Kemik iliğinde üretilen T hücreleri Timus'a (Gelişimi yaşamlarının ilk yıllarında maximum düzeyde olan bezsel yapıda bir organ) giderek orada olgunlaşırlar.T hücreleri,immum cevapların oluşumunda anahatar konumundadır.İmmum cevapların başlaması ve sona ermesinden sorumludur.Ayrıca çeşitli komponentlerin aktivitelerini de kontrol ederler.Bir yabancı hücre makrofajlar tarafından alındıktan sonra,salgıladıkları enzimlerle vücuda zarasız hale getirilir.Bu enzimler aynı zamanda yabancı hücrelerin varlığını T hücrelerine haber verir.Böylece T hücrelerinin üretimi uyarılarak bağışıklık sisteminin cevap oluşturması sağlanır.Eski nomenklatürde T hücreleri T4 ve T8 hücreleri olarak ayrılırdı.T4 hücreleri yardımcı ve başlatıcı,T8 hücreleri ise baskılayıcı ve yokedici özellikte idi.T4 hücreleri kanda,T8 hücreleri lenf dokusu ve dalakta bulunmaktadır.
B Hücreleri (B Lenfositler) : Bu hücreler kemik iliğinde üretilir ve olgunlaşırlar.Bu hücreler antikorların üretiminden sorumludurlar.İmmunoglobulinler olarakda bilenen antikorlar,yabancı proteinlerin kendilerine bağladığı özel yapılı proteinlerdir.Bunlar vücuda giren antijenlerin makrofajlar tarafından yok edilmesi için işaretler veya etkisiz hale getirir.T hücreleri spesifik organizmaların veya antijenlerin tanınmasını sağlama yeteneğine sahiptir.Bu hücreler makrofajların antijenlerin hücre zarlarından geçebilmesinde gerekli olan bilgileri sağlar ve harekete geçmeleri için uyarır.Makrofajlarda bu antijeni B hücrelerine verir. Spesifik antijen belirleyicisi ile bir kez karşılaştıktan sonra bu makrofajların yüzeyine kodlanır.B hücreleri,bu makrofajları tekrar takrar üreterek B hücrelerin 2 alt tipi halinde olgunlaşır.Bunlar plazma ve bellek hücreleridir.Plazma hücreleri belirli bir antijene özel antikorlar üretirler.B hücrelerinin diğer bir türü olan bellek hücreleri ise aynı antijen ile ikinci kez karşılaştığında oluşacak enfeksiyona karşı hazır durumdadır.Bağışıklık ile ilgili işlevlerin tümü T8 hücreleri tarafından izlenir ve kontrol edilir.Enfeksiyon sona erdikten sonra T8 hücreleri immum cevapları durdurur.İlk olarak T8 hücrelerinin daha sonra çeşitli kimyasal haberci ve baskılayıcı hücreleri salgılayan B hücrelerinin işlevini durdurarak antikor üretimine son verir.
Aşılamaya Rağmen Bağışıklığın Oluşmaması

Yavrularda aşı hatalarının (istenilen bağışıklığın sağlanamaması, yetersiz bağışıklık) en yaygın sebebi, bağışıklığın gelişimi sırasında yavrunun vücudunda bulunan maternal antikorların etkisidir. Maternal antikorlar yavrularda aktif bağışıklık yanıtının oluşabilmesinden önce aşı da varolan virüsü (antijen) nötralize eder ve yavrunun immun yanıtını baskılar. Yani vücudun hastalıklara karşı bağışıklık oluşturmasını engeller. Yavrular maternal antikorları yavru zarları ve kolostrum aracılığıyla anneden alırlar. Bu nedenle ilk günlerde yavrunun vücudunda antikor seviyesi yüksektir. Ortalama olarak her 10 günde bir yavrunun antikor seviyesi, maternal antikorlar yenilenemediğinden dolayı belli oranda azalır. Yavrular 6-7 haftalık olduklarında ise maternal antikorların seviyesi, oluşabilecek enfeksiyonlara karşı yavruları koruyabilecek güçte değildir. Bu nedenle aşılamalara 6-7 haftalık yaşta başlanması, maternal antikorların aşı üzerindeki etkisini kaybetmesinden dolayı bağışıklığın yeterli düzeyde oluşmasını sağlar. Ancak aynı türün değişik bireylerinde meydana gelen bağışıklık seviyelerinin farklı olabilmesi, bireysel faktörlerin de bağışıklıkta rolü olduğunu göstermektedir. Bu farklılıklar antikor oluşumunun genetik kontrol altında bulunmasından ileri gelmektedir.

Yapılan aşılamalar yavrunun hastalıklara karşı bağışık hale gelmesinde yeterliymiş gibi görünse de, yavrunun antikor seviyesi bilinmediği sürece aşılamayla bağışıklığın ilişkisini kurmak hemen hemen imkansızdır. Bir yavruda yeterli bağışıklığın oluşup oluşmadığını ve immunite (bağışıklık) boşluğunun ne zaman oluştuğunu saptamak için yavrudan serum örneği alınmalı ve hemaglutinasyon inhibisyon adı verilen testle antikor seviyesi ölçülmelidir. Ancak, laboratuvar masraflarından ve her test için harcanan zamandan dolayı bu metod pahalıdır ve ayrıca, her zaman bu işlemi uygulayabilmek de mümkün olmayabilir. Bu nedenle aktif bağışıklığın sağlandığından emin olmak için, 6-7 haftalıkken başlayıp 15-20 haftalık yaşta biten 1-3 haftalık aralarla yapılan seri aşılama programı uygulanmalıdır. Seri aşılama, yavruların mümkün olan en erken zamanda aktif bağışıklıkla korunmalarını sağlayacaktır.

Tüm bunların dışında aşılamalar sonucu yeterli bağışıklığın sağlanamamasının nedenleri olarak şunları sayabiliriz;

Aşıların tecrübesiz kişiler tarafından yapılması
Uygun şekilde doze edilememesi
Aşının uygun olmayan koşullarda (aşılar +2 - +8 °C’de muhafaza edilmelidir) saklanması
İçerdiği antijen miktarı
Köpeklerin tam sağlıklı değilken aşı yapılması
Aşının yapılış şekli
Son kullanma tarihi geçmiş aşıların kullanılması
Gereken aşı miktarının verilmemesi
Aşılamadan sonra köpeklerin çeşitli stres faktörlerine maruz kalmaları
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 38
Kayıt tarihi : 24/11/09
Nerden : Türkiye

Kullanıcı profilini gör http://dogoargentino.one-forum.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz